3. Türkiye Grand Prix’i bu hafta sonu…

Bu hafta sonu İstanbul Park’ta yarış var ve tabi ki ben canlı seyredemiyorum. Hatta büyük biri ihtimalle televizyondan bile seyredemeyeceğim… 3. defa sağlık olacak…

Dün akşam Ali Sami Yen stadında Formula 1 pilotları ve Ünlüler karması arasında bir futbol karşılaşması düzenlendi. Pilotlar maçı 8-5 kazanmış, maçı kaçırdım, maç sonrası yorumları izleyebildim.

Haber için 1. bağlantı

Haber için 2. bağlantı

Bu arada bu yarış, müstesna insan Fernando Alonso’nun 100. yarışıymış, Kazanması dileğiyle


Mc Laren - Mercedes’de son durum…

Uzun zamandan beri yazmamıştım…

Formula 1 bu sene inanılmaz zevkli ve heyecanlı… Malum, adamım Alonso bu sene gönlümün takımı McLaren - Mercedes ile yarışıyor… Takım arkadaşı süper çaylak (!) Hamilton olunca, muhteşem bir rekabet var…Bu video herşeyi çok güzel anlatıyor…

[youtube=http://www.youtube.com/watch?v=5C0I7Ef4gQI]

Hep destek, tam destek, şampiyon Alonso

Her ne kadar son iki yarışta birinciliği Schumi’ye kaptırmış olsa da, halen Alonso taraftarıyız ve halen Schumi’yi sevmiyoruz. Gerçi dünkü yarış sonrasındaki basın toplantısında, Schumi , mekanikerlerin yaptıklarını anlatırken duygusal ve gözleri yaşlı (hafif sulanmış ve kızarmış) şekilde Sezar’ın hakkını Sezar’a verdi ama bu davranış bile kendisine karşı bir yakınlık hissetmem için yeterli değil…

Aslında bu yarışta Alonso’nun birinci olmasını, Materazzi formasıyla podyuma çıkan Rossi’ye cevap vermesi için daha fazla istiyordum ama olmadı sağlık olsun.

Bu hafta sonu yapılan GP2 yarışlarında da, pazar günü Petrol Ofisi FMS ilk birinciliğini aldı, devamı gelir inşallah. Darısı Jason kardeşimizin başına. Yarış sırasında daha fazla geçiş imkanı olduğu için GP2′yi seyretmek ayrı bir zevk. Bazen bir virajda arkadaki öndeki aracı geçiyor, hemen arkasından izleyen virajda bu sefer geçilen araç atak yapıyor, sürekli bir düello hali var…. Dünkü yarışta Pantano, Piquet Jr’ı 10 küsür tur arkasında tutmak için bayağı bir terledi, ayrı bir güzellikti.

Moto GP yarışları da ayrı bir güzel oluyor. F1′e göre daha fazla geçiş imkanı, daha çok kaza, daha fazla heyacan… Dünkü yarışta Japon Takahashi abi, son viraja kadar De Angelis’in peşinden ikinci olarak geldi. Hatta bir ara geçti sonra yine geçildi. Ama son virajda güzel bir atakla birinci olmayı başardı.

Globalleşen ( :) ) dünya büyük çelişkiler yaratıyor… Fransız’ları sevmem ama Alonso’nun hatrına Renault taraftarıyız iki senedir, İtalyanları sevmem ama Petrol Ofisi sponsor olduğu ve Jason kardeş yarıştığı için bir İtalyan’ın başında olduğu takımın yine İtalyan pilotunun yarışı kazanmasına seviniyorum. Garip bir durum…

Çok sportif bir hafta sonu geçirdim :), ne yapalım evde tek başımayım…

Formula 1′de son durum :

position bahrain malaysia australia san marino europe spain monaco britain canada usa france points
1 Fernando Alonso (E) 10
1
8
2
10
1
8
2
8
2
10
1
10
1
10
1
10
1
4
5
8
2
96
2 Michael Schumacher (D) 8
2
3
6
- 10
1
10
1
8
2
4
5
8
2
8
2
10
1
10
1
79

Puan durumu (tamamı)

İŞTE FORMULA 1 TAM DA BÖYLE BİRŞEY

Sanırım 14 sene boyunca izlediğim f1 yarışlarında, böyle bir olaya şahit olmamıştım. Bir pilot kendinden tur başına en az 2-3 saniye hızlı olan bir pilotu arkasında tutacak!! İnanın bu Monaco da bile imkansız değil. Ama öndeki pilot Michael Schumacher olunca durum farklı oluyor. Gerçekten de bugün muhteşem bir pilotun, onun devrinin kapandığını söyleyen binlerce insanı nasıl hayal kırıklığına uğrattığına şahit olduk. Bu Ferrari ve Schumacher için kusursuz bir yarıştı. Gerek strateji, gerek sürüş, gerekse araç(2. set lastikler hariç) muhteşemdi. Umarız Ferrari bu momentuma devam eder ve sezon boyunca çok ama çok zevkli yarışlar izleriz.

66. Pole Position? Aman Tanrım!!

Onu eleştirmeyi herkes çok seviyor. En ufak bir yanlışında(ki bu pek olmuyor) hemen stres altında hata yapan bir pilot olduğu söyleniyor (ama 2000 yılında Ferrari’ye yıllar sonra kazandırdığı şampiyonluk için kazanması gereken son yarışta Hakkinen’i nasıl geçtiğini unutuluyor). Kardeşini yarış startında çimlere doğru sıkıştırınca hemen yerden yere vuruluyor. Fakat insanlar şunu hep unutuyor; biraz kaba bir tabir olabilir ama eğer kırılabilecek bütün rekorları kırmak istiyorsanız pistte babanızı bile tanımayacaksınız. Schumacher’de inanın tam olarak bunu yapıyor. Kimseden çekinmiyor, her riski göze alıyor. Belki fairplayden uzak bir hareket ama bence diğer pilotların pek önemsemediği bir davranış bu. Çünkü insanın aptal dostu olacağına, akıllı düşmanı olmalı.Gerçektende Schumacher çok ama çook akıllı bir “düşman” ve bunu her noktada gösteriyor. Unutulmamalıdır ki 1982 yılında aptal dost Jochen Mass, Gilles Villeneuve’e yol vermek isterken, onun ölümüne neden olmuştu. İster sevin, ister sevmeyin ama Michael Schumacher, gerek zekası, gerekse modern bir F1 arabasını son limitine kadar, en iyi şekilde kullanabilen (tüm otoritelerin mütabık olduğu) tek pilottur (Alonso ve Raikkonen inanın henüz bu seviyede değil). O yüzden Ahmet dahil herkes, inanılmaz pilot Michael Schumacher’in bacağını kırmasını değil, o muhteşemliği ile yeni rekorlar kırmasını zevkle izlesin.

3 hafta sonra tekrar Formula 1

Evet 3 hafta ayrılıktan sonra, 2006 formula 1 şampiyonasının 4., avrupa yarışlarının il ayağı SAN MARINO GP bu hafta sonu koşulacak. Öncelikle geçen sezonki yarışı hatırlamakta fayda var. Ferrari’nin en kötü zamanında bile en favori pisti olan San Marino, çok kötü geçen 2005 sezonunda bile Ferrari’nin en güçlü gözüktüğü(belkide olduğu) pistti. Yarışın sonlarına doğru Schumi ile Alonso F1 tarihindeki yerini alan muhteşem bir mücadeleye girmişlerdi. Gerçekten de 2 pilot sıfır hata ile yarıştı. Fren pedalına yarım saniye geç basmak, viraj çıkışında yarım saniye erken gaz vermek yada otomobillere inanılmaz kötü davranan kerblerde yapılacak en ufak bir hata yarışın kaderini değiştirebilirdi. Ama Alonso muhteşem savunma, Schumacher de hatasız saldırı sürüşü ile belleklerimizdeki yerlerini aldılar. Bu sezonki GP nin de eğer sürpriz olmaz ise Schumi ve Alonso arasında geçmesi muhtemel gözüküyor fakat motorsporlarında herşeyin olabildiğinide unutmamak lazım. Sanırım herkez pazar günü çok zevkli ve çekişmeli bir yarış izleyecek. Değinmeden edemeyeceğim Ahmet’in favorisi, SUPER AGURI pilotu SATO, cuma antrenmanlarında liderin 4.8 saniye ardında yer aldı. Aslında ilk yarışta bu farkın 7 saniye civarında olduğu ve SUPER AGURI takımının 4 sene önceki arrows şasileri ile yarıştığı düşünülürse, takımın doğru bir yolda olduğu görülüyor.

Ferrari yine hayal kırıklığına uğrattı…

Ferrari sabah erken saatlerde yapılan Malezya Grand Prix’inde yine hayal kırıklığına uğrattı… Her Formula1 yarışında büyük bir umutla beklerim, adamlardan biri bodoslama bariyerlere girse, takla atsa, araç patlasa falan diye… Bu yarışta yine olmadı… Adamlar kazasız belasız bilmem kaçıncı sırada bitirdiler yarışı… Bizim elemanlardan Alonso ikinci oldu, Raikonen ilk turda yarış dışı kaldı… Geçen sezon olduğu gibi bahtsız bedevi taklidi yapıyor Raikonen. Hangi sene olduğunu hatırlamıyorum, Schumi direksiyon ya da frenleri kilitlendiği için virajı es geçerek tam kafadan bariyerlere dalmıştı, görüntüler felaket hoşuma gitmişti… Ne yapayım, Ferrari’yi hiç sevmiyorum…

Ben de Kimi Raikonen gibi bahtsız bir yarış geçirdim :) Sabah canlı yayın sırasında televizyonu açtığımda, adamlar daha ikinci tura yeni giriyordu, startı kaçırdım… Öğleden sonra yine banttan seyredeyim dedim, ısınma turunu seyrettim, adamlar gride yerleştiler, start verilirken tüpçü geldi, ben de startı kapıda adama para verirken dinledim… Alonso’nun süper startını tekrar görüntülerinden seyretmek zorunda kaldım yine…

Bu sene yine Alonso ve Kimi Raikonen taraftarıyız, göz ucuyla da Takuma Sato kardeşimizi takip ediyoruz, adam hem Japon hem de psikopat, dikkat etmek lazım… Acaba İstanbul Park’a gidebilir miyiz? McLaren’in yeni arabasını bir de dünya gözüyle canlı canlı görmek lazım, teknolojisini bilmem ama tasarımı harika olmuş yeni aracın…. Kısmet…