İŞTE FORMULA 1 TAM DA BÖYLE BİRŞEY

Sanırım 14 sene boyunca izlediğim f1 yarışlarında, böyle bir olaya şahit olmamıştım. Bir pilot kendinden tur başına en az 2-3 saniye hızlı olan bir pilotu arkasında tutacak!! İnanın bu Monaco da bile imkansız değil. Ama öndeki pilot Michael Schumacher olunca durum farklı oluyor. Gerçekten de bugün muhteşem bir pilotun, onun devrinin kapandığını söyleyen binlerce insanı nasıl hayal kırıklığına uğrattığına şahit olduk. Bu Ferrari ve Schumacher için kusursuz bir yarıştı. Gerek strateji, gerek sürüş, gerekse araç(2. set lastikler hariç) muhteşemdi. Umarız Ferrari bu momentuma devam eder ve sezon boyunca çok ama çok zevkli yarışlar izleriz.

66. Pole Position? Aman Tanrım!!

Onu eleştirmeyi herkes çok seviyor. En ufak bir yanlışında(ki bu pek olmuyor) hemen stres altında hata yapan bir pilot olduğu söyleniyor (ama 2000 yılında Ferrari’ye yıllar sonra kazandırdığı şampiyonluk için kazanması gereken son yarışta Hakkinen’i nasıl geçtiğini unutuluyor). Kardeşini yarış startında çimlere doğru sıkıştırınca hemen yerden yere vuruluyor. Fakat insanlar şunu hep unutuyor; biraz kaba bir tabir olabilir ama eğer kırılabilecek bütün rekorları kırmak istiyorsanız pistte babanızı bile tanımayacaksınız. Schumacher’de inanın tam olarak bunu yapıyor. Kimseden çekinmiyor, her riski göze alıyor. Belki fairplayden uzak bir hareket ama bence diğer pilotların pek önemsemediği bir davranış bu. Çünkü insanın aptal dostu olacağına, akıllı düşmanı olmalı.Gerçektende Schumacher çok ama çook akıllı bir “düşman” ve bunu her noktada gösteriyor. Unutulmamalıdır ki 1982 yılında aptal dost Jochen Mass, Gilles Villeneuve’e yol vermek isterken, onun ölümüne neden olmuştu. İster sevin, ister sevmeyin ama Michael Schumacher, gerek zekası, gerekse modern bir F1 arabasını son limitine kadar, en iyi şekilde kullanabilen (tüm otoritelerin mütabık olduğu) tek pilottur (Alonso ve Raikkonen inanın henüz bu seviyede değil). O yüzden Ahmet dahil herkes, inanılmaz pilot Michael Schumacher’in bacağını kırmasını değil, o muhteşemliği ile yeni rekorlar kırmasını zevkle izlesin.

3 hafta sonra tekrar Formula 1

Evet 3 hafta ayrılıktan sonra, 2006 formula 1 şampiyonasının 4., avrupa yarışlarının il ayağı SAN MARINO GP bu hafta sonu koşulacak. Öncelikle geçen sezonki yarışı hatırlamakta fayda var. Ferrari’nin en kötü zamanında bile en favori pisti olan San Marino, çok kötü geçen 2005 sezonunda bile Ferrari’nin en güçlü gözüktüğü(belkide olduğu) pistti. Yarışın sonlarına doğru Schumi ile Alonso F1 tarihindeki yerini alan muhteşem bir mücadeleye girmişlerdi. Gerçekten de 2 pilot sıfır hata ile yarıştı. Fren pedalına yarım saniye geç basmak, viraj çıkışında yarım saniye erken gaz vermek yada otomobillere inanılmaz kötü davranan kerblerde yapılacak en ufak bir hata yarışın kaderini değiştirebilirdi. Ama Alonso muhteşem savunma, Schumacher de hatasız saldırı sürüşü ile belleklerimizdeki yerlerini aldılar. Bu sezonki GP nin de eğer sürpriz olmaz ise Schumi ve Alonso arasında geçmesi muhtemel gözüküyor fakat motorsporlarında herşeyin olabildiğinide unutmamak lazım. Sanırım herkez pazar günü çok zevkli ve çekişmeli bir yarış izleyecek. Değinmeden edemeyeceğim Ahmet’in favorisi, SUPER AGURI pilotu SATO, cuma antrenmanlarında liderin 4.8 saniye ardında yer aldı. Aslında ilk yarışta bu farkın 7 saniye civarında olduğu ve SUPER AGURI takımının 4 sene önceki arrows şasileri ile yarıştığı düşünülürse, takımın doğru bir yolda olduğu görülüyor.

Gölcük Açık Kaynak Kodlu Yazılımlar Sempozyumu yapılmış…

Bir başkadır benim memleketim :)
Pardus ekibi tanıtım turnesine bizim memleketten başlamış, haberim olmadı, ancak olsaydı yine de hafta içi olması nedeniyle gidemezdim.

Murat Eren’in blogunda konu ile ilgili bir haber var. En alttaki fotoğrafta yer alan salonu ben de hatırlıyorum :) Fotoğraftaki kadar kalabalık olmasa da bir grup insanın önünde ben de bu salonda masanın diğer ucunda oturmuştum ve nikah memurunun emin misin sorusuna “evet” cevabı vermiştim :)

Bu sefer Pardus

Daha önce Pardus’u kurmuştum, ancak Marvell Yukon ethernet kartını tanımadığı için internete bağlanamadım. Ek olarak ATI3000 küsür serisi ekran kartını da ayarlayamadığım için Pardus’un ömrü kısa olmuştu.

Bugün 12.50 YTL’ye Realtek chipsetli bir ethernet kartı aldım ve Pardusu yeniden kurdum, hiç bir problem yaşamadan internete bağlandım. pardus-wiki sitesindeki döküman yardımı ile ATI ekran kartı için sürücüleri yükledim ve istediğim ayarları tamamladım. Şu anda Pardus canavar gibi çalışıyor, Türküm, doğruyum, Pardus’luyum…

Bir de biraz eşşeğim :) Bir an önce pardus kurayım derken ön yükleyiciyi yanlış yere kurdum, hard diskteki winxp home ve winxp pro şimdilik NTLDR bulunamadı uyarısı veriyor. Ancak işin güzel tarafı, yazılım tabanlı RAID yaptığım ve daha sonrasında kaldırdığım SATA disklerdeki, Suse ile erişemediğim NTFS bölümlerine Pardus ile sorunsuz bir şekilde erişebiliyorum. Yani windowsları da ayağa kaldırmak sadece zaman işi…

Ekran kartı kurulumu sırasında, dökümana bağlı kalarak da olsa pisiyi kullanmak süper zevkliydi. Sağda solda hep apt ile doğrudan internetten paket kurulabildiğini falan okurdum (Belki paket yöneticisi olarak rpm kullanan dağıtımlarda bunu yapmak mümkündür ama ben bilmiyorum). Artık Pardus sayesinde bunu pisi ile yapabiliyor olmak güzel… Kurulumdan sonra da
[code]

# pisi update-repo
# pisi upgrade

[/code]

Gelsin paketler, gelsin pisiler, gelsin kabarık ADSL faturaları :)

Age of Empires III

Bilgisayara Age of Empires III’in demosunu kurdum, açılıken siyah bir ekran üzerinde “Runs great on Intel Pentium 4 küsür” şeklinde bir reklam geliyor. İşlemcim AMD Athlon 64 3000+, acaba bu reklam her zaman mı görüntüleniyor yoksa sadece intel dışı işlemciler de mi?

32 bitlik Suse kurulumu yaparken de “Cool system, but you’re installing an 32-bit software on 64-bit system” şeklinde bir uyarı veriyordu. Kesinlikle çok daha insancıl, çok daha güzel bir uyarı…

Hoş görünün gözünü seveyim.

Sidebar Widgets, muhteşem…

Yeni bir plug-in ile WordPress sidebar’a minik widget - aparatlar eklemek mümkün hale geldi. Dosyaları upload edip plug-in’i aktif hale getirdikten sonra, Yönetim Paneli -> Presentation -> Sidebar Widgets ile widget ayarlarını yapmak mümkün.

Eğer farklı bir tema kullanıyorsanız, functions.php dosyasına

[code lang="php"]

< ?php
if ( function_exists('register_sidebar') )
register_sidebar();
?>

[/code]

satırlarını eklemeniz gerekli, aksi halde yönetim panelinden widgets ayarlarına erişmek mümkün olmuyor.

Ajax destekli bir arayüz ile standat olarak gelen widget’ları sürükle - bırak ile sidebarınıza sürüklemeniz mümkün. İstediğiniz widgetı istediğiniz sırada ekleyebiliyorsunuz. Standart olarak gelen widget’lar Pages, Categories, Recent Comments, Recent Posts, Links, Meta, Archives, Calendar, Search ve ayarlanabilir RSS ve Text alanları… Yani standart olarak WordPress’te bulunan herşeyi widget’lar ile sidebara eklemek mümkün.

Sidebar’ı ayarladıktan sonra, aktif hale getirmek için ben sidebar.php dosyasını aşağıdaki şekilde değiştirdim ve canavar gibi bir sidebar oldu.
[code lang="php"]

< ?php dynamic_sidebar() ?>

[/code]

Sidebar’a istediğiniz kadar RSS veText alanı ekleyebiliyorsunuz. Text alanlarının bir güzelliği var, şu anda sidebarın alt kısımlarında görünen Blog Kardeşliği ve Firefox butonu aslında javascript kodu, manuel olarak değiştirebildiğiniz text alanları içerisine, ilgili javascript kodunu yapıştırınca, doğrudan HTML içerisine gömülmüş gibi aynı işlevi görüyor.

Widgets’in sitesindeki dökümanlar yardımıyla farklı temalara uyarlamak ya da API yardımıyla yeni widget’lar yazmak mümkün.

Şu anda widgetları kullanmıyorum, bir şekilde Random Quotes ve Random Posts eklentilerini widget’lar ile entegre edebilirsem kesinlikle kullanacağım.

WordPress 2.0.2′ye terfi ettik

Daha öncesinde 1.5.x sürümünü kullandığım WordPress’i sorunsuz bir şekilde, yaklaşık 15 dakikada 2.0.2 sürümüne yükselttim.

Burada herhangi bir sürümden nasıl 2.0.2′ye yükseltileceği detaylı bir şekilde açıklanmış. Temaları, daha önceden kurduğunuz plug-in’leri ve ayarlarınızı kaybetmeden yükseltme yapmak mümkün. Güvenlik ya da teknik özelliklerden fazla anlamam ama yönetim paneli ve yeni dahili WYSIWYG editörü güzel olmuş…

Marketing Post

Blog kardeşliği aracılığıyla farkına vardığım ve çok hoşuma giden bir blog Marketing Post… Kendi deyim(ler)i ile “Pazarlama hakkında herşey” Çeşitli kaynaklardan çok güzel reklamlar derlenmiş, üzerine bir de güzel yazılar yazılmış.

Pirekare zamanında, Oral ve Emre bize pazarlama ve satışın farklı şeyler olduğunu anlatmıştı. Anlattıkları ve yaptıkları bende pazarlamaya karşı bir ilgi oluşturdu. Ama öyle “pazarlamacı olayım, pazarlama ile ilgili konularda çalışayım” dedirtecek bir ilgi değil. Pazarlamacıların yaptıkları, büyük pazarlama projeleri, kullandıkları yöntemler vs.. bunları merak eder, fırsat buldukça, elime kaynak geçtikçe de, bir şekilde fırsat yaratır bunları okur incelerdim, daha nadir olmakla birlikte halen de yapıyorum. Yapılan işler, yaratıcılık ilgimi felaket halde cezbediyor.

Bence pazarlamacılar, sayılar, hesap, kitap, mühendislik teknikleri ile biraz daha içli dışlı olsalar, çok daha güzel işler, başarılı projeler çıkar ortaya. Ya da bir mühendis, pazarlama alanında lisans üstü eğitim alırsa, kendisini bu konularda da geliştirirse, ileride önüne çok daha farklı fırsatlar çıkabilir. Bu gibi insanları istihdam etmek, en azından iyi pazarlamacılar, iyi mühendisler, iyi işletmecilerden oluşan bir ekip kurmak şirketler için faydalı olurdu herhalde. Bizim ülkemizde, ekip çalışması, disiplinler arası yaklaşım, ekip çatışması, disiplinler arası alavere dalavere olarak algılandığı için, bu gibi ekiplerin sayısının az olduğuna inanıyorum. Bağlı olarak da bizde, dünya çapında tanınmış markalar, uluslar arası faaliyet gösteren büyük şirketler vs daha az.

Sanırım Capital’de okumuştum, CEO’ların büyük bir yüzdesi, bu pozisyondan önce şirketlerin satış ve / veya pazarlama ile ilgili bölümlerinde çalışmışlar. Malum, şirketlerin en temel amacı satış yapmak ve para kazanmak, bu amacı gerçekleştirmesi en muhtemel kişilerin de yine bu işin içinden gelmesini beklemek yanlış olmaz.